
Taohu, kocaman, yumuşacık beyaz bir peluş ayıdır ve tam on yıldır Nat’in en büyük teselli kaynağı olmuştur.
Nat, çocukluk yıllarından beri üzüldüğünde, mutlu olduğunda ya da yalnız hissettiğinde Taohu’ya sarılmış, ona sırlarını fısıldamış ve onu en güvendiği dostu olarak görmüştür.
Ancak, Taohu sıradan bir oyuncak ayı değildir.
Görünürde cansız bir peluş gibi dursa da, evdeki diğer nesnelerle iletişim kurabilen özel bir varlıktır. Onun için masa lambaları, halılar, hatta çay fincanları bile konuşabilen dostlardır.
Bir gün, Nat’in haberi olmadan inanılmaz bir mucize gerçekleşir: Taohu, birdenbire yakışıklı bir genç adama dönüşür.
Ama işler göründüğü kadar basit değildir—bu yeni bedene sahip genç adam kim olduğunu, nereden geldiğini ya da neden var olduğunu hatırlamamaktadır.
Tek bildiği şey, bir zamanlar Nat’in en sevdiği peluş ayı olduğu ve şimdi bir insan olarak karşısına çıkmayı ne kadar çok istediğidir.
Ancak geçmişini araştırmaya başladıkça, karşısına beklenmedik bir gerçek çıkar.
Onun varlığı, yalnızca bir çocukluk oyuncağına hayat verilmiş basit bir olay değildir.
Taohu’nun geçmişi, Nat’in ailesinin uzun yıllardır sakladığı karanlık ve karmaşık sırlarla bağlantılıdır.
Her ipucu, onu daha derin ve tehlikeli bir gerçeğe sürükler.
Dahası, Taohu’nun insan olarak var olabileceği süre sınırlıdır. Zamana karşı yarışırken, geçmişinin gizemini çözmek ve kim olduğunu öğrenmek için elinden geleni yapmalıdır.
Ama kalbinde, her şeyden daha ağır basan başka bir duygu vardır—Nat’e olan sevgisi.
Onun en büyük arzusu, geçmişinin gölgelerinden sıyrılıp Nat’in yanında kalabilmek ve gerçek bir insan olarak onunla birlikte olabilmektir.
Peki, Taohu tüm sorularına cevap bulabilecek ve geçmişinin sırlarını açığa çıkarabilecek mi?
Yoksa zamanı dolmadan önce bu dünyadan silinip gitmeye mi mahkûm olacak? Aşk ve sırlarla dolu bu yolculukta, Nat ve Taohu’nun kaderi nasıl şekillenecek?