
Pingling Savaşı'nda, okçu Fu Yixiao, Prens Feng Suige'yi bir okla vurup savaşın seyrini değiştirir. Ancak kısa bir süre sonra, bir uçurumdan düşerek hafızasını kaybeder.
Ling ailesi tarafından kurtarılan Fu Yixiao, beklenmedik bir şekilde, geçmişteki rakibi olan Feng Suige ile yeniden karşılaşır. Feng Suige, Fu Yixiao'nın geçmişine dair şüpheler taşımaktadır.
Eski düşmanlar olarak, hayatta kalmak için birbirlerine güvenmek zorunda kalacaklardır.
Yujing'in tehlikelerle dolu ortamında, hayat ve ölüm arasındaki ince çizgide birbirlerine yaslanarak ilerlerken, aralarındaki bağ derinleşir ve bir romantik duygu filizlenmeye başlar.
Geçmişlerindeki nefret, ihanet ve çatışmalar, onları bir arada tutan ve aynı zamanda aralarındaki ilişkinin karmaşıklığını artıran unsurlar olur.
Fu Yixiao ve Feng Suige, bir yandan geçmişteki yaralarını iyileştirirken, diğer yandan komplolarla baş etmeye çalışırlar. Kaderin onlara biçtiği yolu kırmak ve birbirlerine olan sadakatlerini koruyarak, halklarını ve kendilerini kurtarmak için çabalarlar.
Bu yolculuk, yalnızca bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda iki karakterin birbirlerine duydukları güven ve bağlılıkla, karmaşık bir güç mücadelesine karşı verdikleri bir savaştır.
Aralarındaki geçmişin gölgeleri, onları hem birbirlerine hem de Yujing'in entrikalarına karşı savunmasız bıraksa da, Fu Yixiao ve Feng Suige, kaderi kendi ellerine almak için birlikte mücadele ederler.
Bu süreçte, birbirlerine olan duygusal bağları, hem onları hem de halklarını kurtarmaya yetecek kadar güçlü bir dayanışma yaratır.