Güney Kore İmparatorluğu’nun yaşlanan imparatoru ciddi şekilde hastalanınca, kraliyet ailesi ve hükümet yetkilileri, tahtın geleceğini güvence altına almak için veliaht prens Lee Shin’in evliliğini gündeme getirir.
Geleneklere göre, prensin evleneceği kişi, kraliyet soyuna uygun biri olmalıdır. Ancak Lee Shin’in kalbi, uzun süredir birlikte olduğu yetenekli bir balerin olan Min Hyo Rin’e aittir.
Hyo Rin, sanatıyla hayallerini gerçekleştirmek isteyen hırslı bir genç kadındır ve kraliyet ailesinin baskıcı kurallarına uymak istemediği için prensin evlilik teklifini geri çevirir.
Bu reddediliş, Lee Shin’in hayatını tamamen değiştirir. Ailesinin baskısı ve devletin geleceğini koruma zorunluluğu nedeniyle, kader onu hiç beklemediği birine, sıradan bir lise öğrencisi olan Shin Chae Gyeong’e yönlendirir.
Chae Gyeong, sanatla ilgilenen, neşeli ve hayalperest bir kızdır. Bir anda kendini kraliyet ailesinin içinde bulan genç kız, bu yeni hayatına uyum sağlamakta zorlanır.
Kraliyet sarayının katı kuralları, politik entrikalar ve halkın gözleri önünde yaşamak onun için büyük bir sınav olur.
Lee Shin ve Chae Gyeong, tamamen farklı dünyalardan gelen iki genç olarak zamanla birbirlerini anlamaya başlarlar.
İlk başta zorunluluktan doğan bu evlilik, zaman içinde ikisi için de farklı duygular uyandırmaya başlar.
Ancak geçmişte kalan aşk, saraydaki güç mücadeleleri ve kraliyet ailesinin gelenekleri, onların mutluluğu için büyük engeller oluşturmaktadır.
Bu hikâye, modern bir monarşinin içinde geçen aşk, sorumluluk ve kendini bulma sürecini anlatırken, kraliyet entrikaları ve duygusal çatışmalarla dolu sürükleyici bir yolculuk sunuyor.
Lise öğrencisi FourMod, Siam Square’de sık sık jel tırnak tutkunu Chian tarafından tırnaklarını yaptırmaya davet edilir.
Başlangıçta bunu sadece masum bir arkadaşlık olarak gören FourMod, zamanla Chian’ın ilgisinden etkilenmeye başlar.
Her buluşmada Chian’ın neşeli sohbeti, özenli tavırları ve kendine has çekiciliği, FourMod’un ona karşı romantik hisler beslemesine neden olur.
Chian, FourMod’un yanında rahat davranır, onunla bol bol vakit geçirir ve tırnak randevularını adeta özel anlara dönüştürür.
Ancak FourMod, bir gün Chian’ın yalnızca kendisini değil, yarı Taylandlı ünlü TikToker Bua’yı da aynı tırnak salonuna çağırdığını öğrenir.
Chian’ın Bua ile de samimi vakit geçirdiğini, ona özel ilgi gösterdiğini fark edince büyük bir hayal kırıklığı yaşar.
O ana kadar Chian’ın kendisine olan ilgisini gerçek sanan FourMod, aslında sadece bir "yedek" olduğunu anlar.
Bu gerçekle yüzleşmek FourMod için oldukça acı verici olur, çünkü Chian’a olan duyguları sandığından çok daha derindir.
Kırılan gururunu onarmak ve Chian’ı kıskandırmak isteyen FourMod, ani bir karar alır.
En yakın arkadaşı Babin ile bir plan yapar ve onunla sık sık tırnak yaptırmaya gider.
Tıpkı Chian’ın yaptığı gibi, Babin’le birlikte keyifli anlar paylaşarak Chian’ın dikkatini çekmeye çalışır. Sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflar, tırnak randevularındaki kahkahalar ve samimi pozları, Chian’ın gözünden kaçmaz.
Bu oyun, sadece Chian’ı değil, FourMod’un kendi duygularını da sorgulamasına neden olur.
Gerçek aşkı kazanmak için birinin kıskanması mı gerekir, yoksa sevgi gerçekten içten geldiğinde mi anlam kazanır?
Bu eğlenceli, karmaşık ve romantik hikâye, gençler arasındaki ilişkilerin dinamiklerini ve duygusal oyunların bazen beklenmedik sonuçlara yol açabileceğini gözler önüne seriyor.
Genç bir asker, zorlu askeri eğitimi sırasında beklenmedik bir kâbusla karşı karşıya kalır: Güney Kore’nin çeşitli bölgelerine hızla yayılan ölümcül bir zombi salgını.
Karantina altına alınan üssünde, hayatta kalmak için hem askeri disiplinini hem de savaş becerilerini kullanmak zorundadır. Ancak aklında tek bir şey vardır: Seul’de yaşayan kız arkadaşı.
Öte yandan, mühendis olarak çalışan genç kadın, Seul’ün gökdelenlerle dolu sokaklarında ölümcül bir hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
Şehir, hızla zombilerin kontrolüne geçmiş, hükümet ise kontrolü sağlamakta zorlanmaktadır.
Kısıtlı kaynaklarla hayatta kalmaya çalışan genç kadın, hem zekâsını hem de teknik bilgilerini kullanarak güvenli bir yer aramaktadır.
Zombi istilası şehirde her yeri sararken, genç çift birbirlerine ulaşmaya çalışır.
Asker, hayatta kalan küçük bir grup ile Seul’e doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Yol boyunca hem acımasız zombilerle hem de panik içinde birbirine düşen hayatta kalanlarla mücadele etmek zorundadır.
Seul’de ise genç kadın, terk edilmiş metro istasyonlarında, çökmüş binaların arasında bir çıkış yolu ararken, hem zombilerin hem de insan doğasının karanlık yüzüyle karşılaşır.
Bir yanda umudunu kaybetmemeye çalışırken, diğer yanda hayatta kalmak için savaşır.
İki âşık, zombi istilasının ortasında, kaos ve korkunun gölgesinde yeniden bir araya gelmek için son bir hamle yapmak zorundadır.
Ancak buluştuklarında bile tehlike bitmeyecek; çünkü bu dünyada hayatta kalmak, sadece savaşmaktan ibaret değildir—aynı zamanda kimseye güvenmemek gerektiğini de öğreneceklerdir.
Love'un Sıra Dışı Dileği: Büyük Adamlar Akademisi'nde Beklenmedik Bir Değişim
Love, ünlü Great Men Academy'nin en popüler öğrencilerinden biri olan Vier’e uzun zamandır hayranlık duymaktadır.
Ancak bugüne kadar onunla tanışma fırsatı hiç bulamamıştır.
Vier, okulun yıldızı olarak herkesin ilgisini çekerken, Love sadece uzaktan ona bakmakla yetinmiştir.
Bir gün, etrafta efsane olarak anlatılan mistik tek boynuzlu atı (unicorn) görme şansını yakalar. Bu efsanevi yaratığın dilekleri gerçekleştirdiği söylenmektedir.
Love, bu büyülü anı kaçırmak istemez ve kalbindeki en büyük dileğini dile getirir: Vier ile bir şans yakalamak! Ancak işler hiç de beklediği gibi gitmez…
Tek boynuzlu at, Love’un dileğini farklı bir şekilde yorumlar ve ertesi sabah Love, kendini bambaşka bir bedende bulur—artık bir erkek olmuştur!
Bu beklenmedik dönüşüm, Love’un hayatını tamamen değiştirir. Artık sadece Vier’e yaklaşma şansı değil, aynı zamanda Great Men Academy'nin kapıları da ona açılmıştır.
Ancak bu yeni kimlikle yaşamak ve gerçek kimliğini saklamak sandığından çok daha zor olacaktır.
Love, aşkı için bu değişime ayak uydurabilecek mi? Yoksa bu büyülü yanlış anlama ona bambaşka bir yol çizecek mi?
Oyuncu Ji Jin-hee ve ünlü yapımcı Jo Young-sik, dijital içerik sektöründe büyük bir adım atarak yeni bir içerik şirketi kuruyor. İkili, yaratıcı projelerle 3 milyon aboneye ulaşmayı hedefliyor.
Deneyimli İsimler Bir Arada
Ji Jin-hee, yıllardır televizyon ve sinema dünyasında başarılı performanslar sergileyen saygın bir aktör olarak tanınıyor.
"Dae Jang Geum" ve "Designated Survivor: 60 Days" gibi yapımlarla geniş bir hayran kitlesine sahip olan oyuncu, şimdi de yapımcılık alanında kendini göstermeye hazırlanıyor.
Öte yandan, Jo Young-sik, televizyon dünyasında birçok popüler programın arkasındaki isimlerden biri olarak biliniyor.
Daha önce yönettiği projelerle büyük başarı yakalayan eski yapımcı, dijital platformların yükselişiyle birlikte sektörde yeni bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.
Hedef: 3 Milyon Abone
Kurulan içerik şirketi, dizi, belgesel, eğlence programları ve yenilikçi formatlarla geniş bir kitleye hitap etmeyi amaçlıyor.
Dijital platformlar üzerinden yayınlanacak içeriklerin, hem yerel hem de uluslararası izleyicilere ulaşması hedefleniyor. Ji Jin-hee ve Jo Young-sik, kaliteli yapımlarla kısa sürede büyük bir abone kitlesine ulaşmayı planlıyor.
Bu yeni girişim, Güney Kore eğlence sektöründe büyük bir heyecan yaratırken, Ji Jin-hee’nin oyunculuktan yapımcılığa geçişi ve Jo Young-sik’in sektördeki deneyimiyle nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.
Jung Hae Seong, Ulusal İstihbarat Teşkilatı (NIS) için başarılı bir saha ajanıdır. Bir operasyonda büyük bir olayın ardından, Jung Hae Seong terfi yerine terfi alır ve görev olarak, Kral Gojong’un kaybolan altın külçelerinin izini sürmesi istenir.
Bu görevde kimliğini gizleyerek, prestijli Byeongmoon Lisesi'nde öğrenci olarak gizli göreve başlar. Burada, sınıf öğretmeni olarak kendisiyle ilgilenen O Su A öğretmenle tanışır.
Su A, dürüst kişiliğiyle tanınan bir kontratlı Kore tarihi öğretmenidir ve öğrencilerine karşı derin bir sevgi beslemektedir. Bir gün, Hae Seong Byeongmoon Lisesi'ne transfer olduğunda, Su A onun sınıf öğretmeni olur.
Zamanla, Su A’nın çocukluk günlerinden kalan ilk aşkı, Jung Hae Seong ile örtüşmeye başlar. Bu ilk aşk, Su A’nın kalbinde bıraktığı en büyük yarayı oluşturmuştur.
Hikaye, Su A’nın geçmişte yaşadığı derin duygusal yaraların, Jung Hae Seong ile olan ilişkisiyle nasıl yeniden yüzeye çıktığını keşfeder.
Hae Seong’un gizli görevdeki kimliği ve Su A’nın geçmişi, onların arasında karmaşık bir ilişki dinamiği yaratır.
Su A, geçmişteki büyük acıyı unutmaya çalışırken, Hae Seong’un kimliği ortaya çıkarsa, hem duygusal hem de tehlikeli bir yüzleşme kaçınılmaz olacaktır.
Bu, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda geçmişin gölgeleriyle yüzleşen iki karakterin, birbirlerine karşı duyduğu güven ve bağlılıkla test edilen bir yolculuğudur.
Aynı adı taşıyan webtoon'a dayanan bu hikaye, 2000'lerin başında oyun dünyasında karşılaşan kadın ve erkek başrol karakterlerinin birbirlerine duyduğu sevdayı keşfetmeleriyle başlar.
İlk etapta sadece dijital bir platformda tanışan bu ikili, zamanla oyunda birbirlerine yakınlaşır, duygusal bağlar kurar. Ardından, gerçek dünyada bir araya gelirler ve dijital dünyadaki ilişki, gerçek hayata taşınır.
Hikaye, sanal dünyada başlayan bu ilişkinin, iki karakterin karşılaşmalarıyla nasıl evrildiğini ve gerçeğe dönüşen duygusal bağların onlar üzerindeki etkilerini işler.
Detaylandırmak gerekirse, bu webtoon, 2000'lerin internet ve oyun kültürünün etkisini de yansıtarak, teknolojinin ve sanal dünyanın ilişkiler üzerindeki etkilerini ele alır.
Başlangıçta birbirlerini tanımayan ve anonim olarak iletişim kuran karakterler, oyun içindeki etkileşimlerle zamanla kişisel duygusal bağlar geliştirir.
Ancak, gerçek dünyada tanışma ve fiziksel olarak bir araya gelme aşaması, her iki taraf için de bir dizi zorluk ve yeni dinamikler getirir. Bu süreçte, dijital ortamda oluşan hayali bağların gerçek dünyada nasıl şekilleneceği ve bu ilişkinin ne kadar sağlam olacağı gibi sorular da işlenir.
Hikaye, aynı zamanda dijitalleşmenin ve sanal dünyaların romantik ilişkilerdeki yerini keşfederken, geçmişin nostaljik havası ve teknolojiyle kurulan bağların evrimini de derinlemesine tartışabilir.
Sinema dünyasına olan derin sevgisiyle tanınan bir genç, hayalini kurduğu kariyerin peşinden gitmek için her fırsatı değerlendirirken, bir gün geleceğin yetenekli yönetmenlerinden biriyle tanışır.
İkisi arasında hemen bir çekim başlar, ancak ilk başlarda parlak ve umut dolu olan bu ilişki, çok geçmeden zorluklarla karşılaşır. Yavaşça tükenen bu aşk, aralarındaki farklılıklar ve zamanın getirdiği mesafeyle kısa sürede sona erer.
Zaman geçtikçe, ikisi de kendi yolunda ilerler. Sinemaya olan tutkusu onları farklı yönlere götürse de, hayat sürprizlerle doludur ve bir gün, bir tesadüf sonucu tekrar karşılaşırlar.
Aralarındaki eski bağ yeniden canlanabilir mi? Bu yeni karşılaşma, eski duyguları tazeleyip, bir şans daha yaratacak mı? Yoksa her şey, geçmişte kalan bir anı olarak mı kalacak?
İlk aşklar, bazen fazla çabuk söner, ama belki de ikinci bir şans, daha olgun ve derin bir aşkın tohumlarını atabilir.
Bu hikaye, kaybolan bir aşkın yeniden doğuşunu ve zamanın, gerçekten sevmenin ne kadar güçlü bir şey olduğunu anlamayı keşfeden iki insanın yolculuğunu anlatıyor.
Nomjuet, a young man whose personality and life are as dull as his name suggests, brings a forgotten coffee to the faculty. There, he meets a guy named Phra-ek whose personality and name are very different.
Yuseong Teknik Lisesi, öğrencileri için pek de cazip bir eğitim ortamı sunmuyor. Okul, sadece akademik değil, sosyal olarak da zorlu bir yer. Öğrencilerin çoğu, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek başkalarını geride bırakmaya çalışıyor.
Ga-min, okulun bu karışık atmosferinde, diğer öğrencilerin aksine, sadece bir hedefe odaklanmış: Üniversiteye girmek ve hayatını daha iyi bir yolda inşa etmek.
Ancak, okulun bu egoist yapısı, Ga-min'in yolunu oldukça zorlaştırıyor.
Pek çok çalışma grubuna katılmaya çalışsa da, diğer öğrenciler onu hep dışlıyor. Herkes, kendisini düşünüyor ve bu rekabetçi ortamda, Ga-min'in istediği başarıyı elde etmesi için çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekiyor.
Sonunda, Ga-min, dışlanmayı kabul etmek yerine kendi yolunu çizmeye karar verir. Kendi çalışma grubunu kurarak, hem akademik hem de kişisel gelişim açısından güçlü bir birliktelik oluşturmayı hedefler.
Bu karar, onu birçok zorlukla karşı karşıya bırakacak, ama aynı zamanda hayallerine ulaşma yolunda atacağı ilk büyük adım olacaktır. Peki, tüm bu engellerin üstesinden gelebilecek mi? Ve sonunda, hem akademik başarı hem de kişisel zafer kazanarak hayallerini gerçekleştirebilecek mi?